" ACI DORUĞA ULAŞTIĞINDA GÖZDEN YAŞ GELMEZMİŞ"
Az önce mudavimi olduğum bir form sitesin de bu cümleyi okuduğum da aklıma gelen şey gerçekten bu cümlenin çok doğru olduğuydu.İşte o zaman anladım annem öldüğünde neden hiç ağlayamadığımı.Demek ki acım doruktaydı.şimdi "neden ağlayamamıştım annemi kaybettiğm de" sorusu daha MANTIKLI bir cvp buluyodu.
Acaba sizin hayatınızda da bu cümlenin doğruluğunu kanıtlayan acılarınız oldu mu...?
Yorum yaz
Ne kadar da uzun süre olmuş yazı yazmayalı.nerdeyse 1,5 sene.Belli bir sebebi yok.bu sabah birden aklıma geldi tekrar ara ara da olsa yazmaya karar verdim.şöyle bir düşündüm de geçen bu 1,5 sene de neler olmuş neler hayatım da.Hayatımı kökten değiştiren şeyler.Mesela onca yıldır yaşadığım yerden hiç sevmediğim hatta nefret ettiğim bir şehre yerleştim evlenerek.pişmanmıyım tabi ki değilim.ama şehir değiştirmeden sevdiğim adamla evlenseydim daha güzel olurdu.Ama her istediğin olmuyo tabi.ya da oluyo da hepsi aynı anda senin istediğin şekil de olmuyo.Ama bize düşen her durum da hayatımız da şükredebilecek bir şeylerin olduğunu farkedebilmek.İşte o zaman ne sorun yaşarsak yaşayalım üstesinden gelebilme gücünü bulup hayatımız daha bir yaşanılır hale getirebiliriz.
1,5 senden sonra aklıma gelen,içimden geçen şimdilik bunlar.Burdan sizlerle bazen kendi duygularımı bazen okudğum kitapdan hoşuma giden paragrafları,nette ilginç bulduğum hoşuma giden ve beni düşünmeye sevk eden anlam yüklü yazıları,bazen içinden çıkamadığım sorunlarımı paylaşacağım.kimse okumasa da bir nevi içimi döktüğüm bir yer olacak burası.Ben şimdi blogcu da gezintiye çıkıyorum.Görüşmek üzere.Herkese sevgiler...
Yorum yaz

Bir hayalin peşinde koşabilmektir aşk.Üstelik harcanan yılların sonunda o hayali hiç gerçekleştirememe olasılığına rağmen...Günleri geceleri bir odaya kapanarak geçirirken bir telefon çığlığına bir kapı ziline ömrün yarısını verebilmeyi düşünmektir aşk yada duyulacak bir sesle ömrün üzerine bir ömür daha ekleneceğini hissetmektir aşk.Birine hayatını bağışlamışken onsuz yapamayacağını düşünürken bir gün yapa yalnız kalma korkusunun bütün vücudunu titretmesidir aşk.İhanet dediğimiz iki yanı keskin bıçağın üzerinde yürüme riskini göze almaktır aşk.Bu bıçak ki saplanabilir yüreğine.Bıçağın verdiği acıyı bütün hücrelerinde hissetmene rağmen onu iyi edecek hiçbir ilacı bulamamanın verdiği çaresizliği yaşamaktır aşk.Herşey çok iyi giderken mutluluk ormanına her gün yepyeni fidanlar ekerken*insanların sana ve ona bakıpta ileri baktığını düşünürken bir sabah uyandığında onu yanında bulamama fikrinin seni deli etmesidir aşk.Terkedildiğinde hayata küseceğini*suçlayacak yüzlerce insan bulacağını*kin tutacağını*intikam yeminleri edeceğini bilmektir aşk.Bir özlem şarkısının içini eriten ezgilerinin kulağından girip yüreğine doğru akmasını sonrada gözlerinden damla damla dışarıya taşmasını hissetmektir aşk.Hiç görmediğin*hiç dokunmadığın*sesini bile duymadığın birine tutkuyla bağlanmaktır aşk.Belkide göreceğin ilk anda bitecektir bu tutku.Buna rağmen delicesine özlemektir aşk.Tutkun yüzünden aptallıkla suçlanmayıda göze almaktır aşk.Sana aptal diyenlere söyleyecek hiçbir kelime bulamazken yüreğinin onu seviyorum diye haykırmasıdır aşk. Plansız* hesapsız* ölçmeden* biçmeden*kaygısızca ama hep olumsuzluğunda göze alarak kendini bırakmaktır aşk.Güçtür aşk.Yenilgi sadece zayıflara mahsuzdur ve aşkın zayıflığa tahammülü yoktur.Bu yüzden her türlü pisliğe vurdumduymazlığa*kalleşliğe*iki yüzlülüğe karşı kazanılmış bir zaferdir aşk.Yarını düşünmeden sadece içinde bulunduğun anın hazını bütün benliğinde hissetmektir aşk.Sayılarla*harflerle belirlenmiş herşeye meydan okuyan bir belirsizliktir aşk.O belirsizliğin içinde savrulurken bir sonraki günü dakikası dakikasına planlamanın ne kadar saçma olduğunu görebilmektir aşk.Ve aslında hiçbir benzetmenin hiçbir tarifin aşkı tanımaya yetmeyeceğini bile bile bu konu üzerinde yazma cesaretini gösterebilmektir aşk...
Yorum yaz